15 arrow 1 bullet 1 4000 1 1 fade https://www.popvizyon.com 300 4000

Biraz Paris, Biraz Moda, Biraz TV

Pelin Kumral
9 Ocak 2017

Paris denince aklınıza ilk gelen adresleri hemen bir kenara bırakıyorsunuz çünkü aslında Paris’te bunlardan çok daha fazlası var!

Kahvaltı, kahve ve brunch göbek adı olsaydı mutlaka alacağım için size bugünlerde en çok gidilen tatlı mı tatlı, lezzetli mi lezzetli bazı mekanlardan bahsetmek istiyorum.
Önümüzdeki hafta Türkiye’den çok sevdiğim bir misafirim de burada olacağı için nerelere gidelim diye düşünüp güzel de bir plan yapmakla meşgulüm.

İşte sizinle planımın bir parçasını paylaşma zamanı.

Café Oberkampf

Şu sıralar Paris’te olup da burada bir kahve içmeyene, şakşuka yemeyene “ov yo Oberkampf’a gitmemiş kaçııın” bakışı atılabiliyor. Şaka bir yana özellikle Pazar günleri buraya illa ki gidiyoruz. Şakşuka kelimesi sizi yanıltmasın yalnız evet geleneksel yemeğimizin adını almış olsa da bizimkiyle pek bir alakası yok. Burası son dönemde Paris’te kapıldığımız Avustralya tarzı kafeler akımının en iyi örneklerinden. İçerisi oldukça küçük ama beklemeye de değer. Avokadolu tartine, ıspanaklı peynirli omlet ve güzel bir kahve için mutlaka gidin derim.

Hollybelly

 Yulaflı sağlıklı bir kahvaltıda ısrar edenlere de benim gibi yumurtasız kahvaltı mı olurculara da hitap eden inanılmaz sıcak bir mekan. Mantarlı omletini denerken bir cappucinosunu da içmeden çıkmayın derim.

Le Pavillon des Canaux

İşte bu bir çılgınlık. Yazın bambaşka bir cafeyi keşfetmeye gittiğimde asıl gitmek istediğim yerin kapalı olduğunu görüp biraz da “hıh salı günü de cafe mi kapalı olurmuş” filan diye söylenirken iyi ki de öyle olmuş dedirten bu mekanla karşılaştım.
Dekorasyon bazında zaten dünya şekeri. Kuş sütüyle kuru üzüm de isterdim, kahvaltımı belki banyoda yapmak istiyorum yahu diyebilecek olana da al sana banyoda kahvaltı diyebilecek konumda bir yer.
Sırf dekorasyonun eğlencesi için bile gidilir ama kahvaltısı da çok leziz. Bayılacaksınız!

Öykü Serter’in Gardrobunu İstiyorum…

Hah yedin yedin şimdi gardırop istiyorsun inşallah sığarsın diyenlerinizi duydum ona göre:)
Her giydiğini yakıştırdığım Öykü Serter’in kıyafetlerine ve ayakkabılarına tek kelimeyle bayılıyorum. Geçen gün bir tane elbise giyinmişti kelebeğe benziyordu sadece onu seyrettim diyebilirim.

Laf düellolaları ve fazla ciyaklamalar bana göre olmadığı için İşte Benim Stilim programı’nı başından sonuna seyretmem pek mümkün olmasa da kot şortundan saç rengine harikasın sevgili Öykü Serter.

 

Bu Şehir Arkandan Gelecek

bu-sehir-arkandan-gelecek-1-bolumu-ile-herkesi-ekrana-kilitledi-8296439
Fragmanını izledikten sonra keşke biraz Türkçe çalışsaydı diye dert yanmıştım biliyorsunuz. Bardaki bakışma sahnesi hariç herşeyi ile oldukça klişe bir birinci bölümdü. Sıkıntıdan patladım bile diyebilirim. Yabancı dillerin gereksizce bir şov amaçlı kullanıldığı sahnelerde oğlumuzun Türkçe’si kötü ama yabancı dili müthiştir imajı yaratılmaya çalışılmıştı sanki. Gene zengin olmaktan bıkmış bir kız kendi kimliğini saklar ve aslında zengin değil sadece dansçı olmak istiyordur derken ailesi olmayan bir denizciyle karşılaşır ki onun da gerçek babası aslında hayattadır. Non, chérie buna dayanamayacağım. Leyla Lydia Tuğutlu da oldukça sönük kalmıştı ve oynadığı diğer karakterleri tekrar eder gibiydi.
Dikkatimi çeken üç şey oldu:
1-Derin’in annesinin geceliği acaba nedir nedir? Çok çok güzeldi. Ayrıca diğer kıyafet seçimleri de şıktı.

2-Derinlerin evinin dekorasyonu. Gerçekten çok sevdim.

image1

3-Derin ve Ali’nin bar sahnesinde güzel güzel bakışmaları

image2

 

İlk bölümden gömmeseydim mi? Peki söz ikinci bölüme şans vereceğim.
Hepinize sevgilerimi gönderirken bir sonraki yazımda görüşmek üzere mutluluk ve huzur diliyorum…

Küçüklüğümden beri sokaktaki ve dizilerdeki insanlari kafamdaki hayali scannerla gecirir onlara yeni imaj yaparim:) Seyahat, fotoğraf & çikolata tutkunuyum. Paris'te yaşıyorum. İU Halkla İlişkiler & Tanıtım.
Yorumlar 0